VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 30 September 2021 23:54:48

0 Yorum

Kez Okundu.

KEMALİST İSLAM İLE AMARİKANCI İSLAM ARASANDA KALAN MÜSLÜMANLAR!

 KEMALİST İSLAM İLE AMARİKANCI İSLAM ARASANDA KALAN MÜSLÜMANLAR!

 

Özlü Söz:

Müslüman’ım diyorsan ve İslam ile çatışıyorsan sende kâfir olma haysiyeti bile yok zavallı!

_______________ 0 ______________

 Kuran Allah’ın koruması altında olmasına rağmen ne yazık ki Müslümanlar kendilerini batılın ve şer güçlerinin hâkimiyetinden koruyamadı. Bozulan ve kendini her türlü haramla ayakta tutun batılı batıl sistemler İslam’ı bozamayınca Müslümanları bozarak bugüne geldiler.

Allah Hicr Suresi 9. Ayetinde; “Zikri (Kuranı) biz indirdik, onun koruyucusu elbette ki biziz” buyurur.

Gerçekten Kuran Allah’ın koruması altında olmasaydı nefsine, makam ve mevkilere tamah eden Müslümanlar onu tıpkı Yahudi ve Hıristiyanlar gibi değiştirirlerdi. Buna gücü yetmeyenler yani Kuranı tahrif edemeyenler Müslümanları değiştirip kendilerine benzetmeyi becerdiler.

Saltanat Hilafeti olmasına rağmen onun varlığına tahammül edemeyen şer güçler Hilafeti kaldırmasına rağmen ne yazık ki günümüz Müslümanları Hilafet makamını tekrar hayata geçirebilmek için herhangi bir hazırlık ve projeleri bile yoktur.

Osmanlı Devletinin yıkılışı ile birlikte sınırları batı emperyalistleri tarafından çizilen sözde İslam devletleri kuruldu. Kurulan her devlet batı tipi devlet ve hükümet kurma ile dizayn edildi. Yaşam tarzlarını batıya göre ayarlanan Müslümanlara alıştırılan haramlar bugün haram olarak değil olağan günlük yaşanan bir yaşam tarzı olarak kabullendirildi.

Yıllarca Osmanlı idaresi altında kalan Hicaz bölgesi, Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak gibi yerler bugün batılıların onlara öğrettiği siyaset ve hayat tarzı ile onları takip ederek kendi köklerinden koptular.

Suud ailesine verilen Hicaz bölgesi bugün ne yazık ki Müslümanların kutsal olarak önemsediği Mekke ve Medine onların hegemonik işgali altında ve onların koyduğu ilke ve kurallara göre hac vazifesi ifa edilmektedir.

Batı tarafından desteklenen ve İslam’dan koparılan bu batı tipi devletler ilk olarak ayakta kalabilmek için batılıların silahlarına muhtaç bırakıldılar. Bu işbirlikçi ailelerini çocukları batılı üniversitelerde okutularak gelecekte bu işbirliğinin devamı için yetiştirildiler. Özellikle Arap âleminde bu durum hızla hayata geçirildi. Batılılaşmada öyle hıza ulaştılar ki Suudi Prensler ve Mısırın ile Ürdün’ün kraliyet aileleri batı ile adeta entegre oldular.

Türkiye’de ise durum çok daha farklı gelişti. Araplarda yazı ve dil konusu batılılar tarafından değiştirme yoluna gidilemedi. Bunun yerine onlarla üst düzey ilişki ve entegrasyona gidildi.

Türkiye’nin durumu ve konumu çok farklıydı. Türkiye’de dil Türkçeydi ve yazı Arap harfleri ile okutuluyordu. Araplar sizi İstiklal harbinde arkadan vurdu masalı ile onların alfabesini kullanmama üzerine yapılan değişiklik çabuk yer buldu. İslam’ı Arapların dini ve çöl kanunu olarak isimlendirip karşı propaganda ile dillendirmenin yanı sıra Türkçülük ön plana çıkarılarak Mustafa Kemal’in eli ile birçok değişimi gidilerek Türkiye İslam âleminden koparıldı.

Batının desteğiyle Mustafa Kemal yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde çok hızlı değişimlere imza attı ve uyguladığı yöntemi ile yeni devleti Avrupai bir devlete dönüştürme yoluna gitti. Batılı güçlerin destek verdiği bu yeni devlet Avrupa’nın her türlü hayat tarzını benimseyerek İslam’a göre her haram devlet eliyle meşrulaştırıldı ve bizzat başta Mustafa Kemal olmak üzere haramlar alenen işlendi.

Batı desteği ve devletin zorlaması ile Atatürk soy ismi ile Mustafa Kemal bir anda ülkenin tek adamı ve dediği her şey sanki kanunmuş gibi hayata geçirildi. Atatürk ilke ve inkılâpları ile birlikte artık ülkeye hâkim olan bu düşüncenin adı Kemalizm’di.

Yeni sistem, Osmanlının vermiş olduğu İslami hayat tarzı ve uygulaması ile yeni devralmış olduğu halkı değişime tabi tutmak istiyordu. Bu konuda birçok isyanlar çıktı ve bu isyanların birçoğunu kanla bastırdılar. Özellikle Müslümanlık konusunda çok hassas olan Kürt halkının başlattığı isyanları Kürtçülükle yaftalandırdılar. Oysa Müslüman Kürt halkı İslami hukuk ve hilafetin kaldırılması konusunda isyanları başlatması Kürtçülük adına değil tam tersine İslam adına yapmıştı.

Kemalistler batıl dostlarının desteği ile sistemlerini güçlendirdikten sonra Müslümanların dinlerini devletin istediği doğrultuda yaşayabilmeleri için Diyanet İşleri Başkanlığını kurarak bunu hilafet müessesinin yerine ikame ederek Müslümanları bir nevi susturup ikna ettiler. Diyanet vasıtası ile bu defa Kemalizm’in şemsiyesi altında ve Kemalizm ile uyumlu yeni bir dini tarz ortaya koydular. Bu yeni dini tarz Diyanet İşleri Başkanlığının kurulduğu tarihten bu yana adım adım ilerleyerek Müslümanlara belletildi.

Bu yeni dini tarz dinini iyi bir şekilde araştırmak yerine camilerde devletin istemi doğrultusunda vaaz ve nasihatte bulunan hocalarla benimsetildi. İlmi medrese ve dini kurum yerine devlet eli kurulan İmam Hatip Okullarından mezun olanların Diyanet bünyesine alınması ile Kemalizm’in şemsiyesi altında adeta Kemalist bir İslami yapılanma ortaya kondu.

Allahın koruması altında olan Kuranın varlığı ve Kurana göre İslam’ı tahsil eden Müslümanların mücadelesi neticesinde önemli bazı olayların sınırların dışında ortaya çıkması ile Türkiye’de de İslami konularda bir devinim oldu.

Özellikle Rahmetli Erbakan’ın İslam dininin siyasetle iç içe olduğunu var sayan Milli Görüş hareketi Türkiye’de İslami konuda bir çığır açtı. Diğer İslam ülkelerinde de başlayan İslam’a dönüş hareketleri bütün dünya Müslümanları üzerinde bir etki yaptı. Bu etki İran’da inkılabi bir dönüşüm ile Müslümanlar iktidar oldu. Bunun farkında olan ve olayları harfiyen takip eden ABD ve diğer emperyalist ülkeler ile Siyonistler, İran gibi bir devletin ortaya çıkmaması için önlem almaya başladılar.

Sahte devrimlerle Arap Baharını başlattılar ve bununla eski iktidarları bir sahte devrimle indirip Müslümanları iktidara getirme senaryosunu devreye soktular. Mısır ve Tunus’ta yaptıkları gibi…

Bu senaryoyu Türkiye’de yine farklı uyguladılar. Erbakan’ın “İslam Birliği Projesi” hayata geçmesin ve Müslümanlar birleşmesin diye onun evladı gibi yetiştirdiği Erdoğan’ı sahneye çıkardılar. Erdoğan ile başlayan bu yeni projenin adı “Amerikancı İslam Projesidir”

ABD bu proje ile İslam coğrafyasında Müslümanların Kurani bir birleşmeye gitmemesi ve bu topraklarda hâkimiyet sağlamaması için bütün gücü ile müdahalecidir. Bunun yerine yerli işbirlikçi Müslümanlarla birlikte ABD’nin şemsiyesi altında yeni bir İslami anlayışı ortaya koymaktadır. Bu aslında bir “İslamizasyon Projesidir”. Yani Kurana göre bir İslam yerine ABD ile uyumlu ve işbirliği içinde olan İslami bir anlayış…

Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte başlayan ve Kemalizm’in şemsiyesi altında verilen İslam ile ABD’nin şemsiye altında verilen İslam Allahın gerçek dini olan aziz İslam ile hiç örtüşmediği her şuurlu Müslüman tarafından bilinir. Her şuurlu Müslümanlar bu gerçeği onların şemsiyesi altındaki sözde Müslümanlara tebliği etmesi ve bu konuda gerekli hızlı adımların atılması bize Allahın gerçek dini ile yeniden yaşamayı getirir.

O günlerin gelmesi dileği ile Allaha emanet olun…

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
https://www.facebook.com/rhvmimarlik/videos/557660301802778
Yazar Bilgisi

Mehmet Necip YAVUZER Mehmet Necip YAVUZER h24habrgmail.com Tüm Yazıları

BENZER HABERLER