VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 05 April 2021 14:02:39

0 Yorum

Kez Okundu.

YIKILAN EKONOMİ İLE AYA GİTME HAYALİ VE İTTİFAK EMELİ!

YIKILAN EKONOMİ İLE AYA GİTME HAYALİ VE İTTİFAK EMELİ!

Özlü Söz: Halka istemediği ve hoşlanmadığı şeyleri söyleyen kişi hakkında halkta bilmediği şeyleri söyler.

Hz. Ali (ra)

__________________ 0 __________________

Bir Müslüman’ın vazifesi eline iktidar fırsatı veya bir yönetim erki geçtiğinde insanlara Allah’ın murat ettiği adaleti ve iman temelli insanlığı göstermektir. Peygamberler vasıtası ile gelen ilahi düzen ne yazık ki çok az insan tarafından benimsendiği için ilahi adaleti yerine getirmek yerine kendi adalet anlayışlarını yürürlüğe koymuşlardır. Bunun için ilahi davanın temsilcisi olan Müslümanlar bu durumun farkında olmak kaydıyla ellerine iktidar fırsatı geçtiğinde adaleti tesis etmek adına gayret gösterip hakkı yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu durumun dışında hareket edildiğinde ise insanların Müslümanlara ve İslam’a karşı güvenleri yok olmaktadır.

Bundan dolayı Allah Nisa Suresi 58. Ayetinde şöyle buyurur; “Allah emanetleri sahiplerine teslim etmenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emretmektedir. Allah ne güzel öğüt veriyor. Allah işitendir görendir”.

Müslümanlar bulundukları her hal ve şartlarda ilahi bir nizamın temsilcisi olarak yaptıkları her işte adaleti yerine getirmek ve insanlara anlatmaktan ziyade yapacakları icraatlarla kendilerini kabul ettirmelidirler. Müslüman olarak batılın emri altında hareket edildiğinde ise velayet hakkının batıla verileceği gerçeği karşısında “onlardan” sayılacağı gerçeğini bilerek hareket etmek zorundadır. Onlardan sayıldığında ise imani noktada kaybetmenin sendromunu yaşayarak davasına sahip olmamakla birlikte batılın peşinden giderek kimlik erozyonuna uğrar.

İşte, Müslümanların devlet olma ve siyasi bilincine sahip olma gerçeğini ilahi dava uğruna ayakta tutmak zorundadır. Müslüman, ehli kitap ve diğer şer güçlerinin oluşturduğu sistemlerin şemsiyesi altına girerek ilahi davaya hizmet ederim düşüncesine hiç prim vermeden sadece ilahi dava uğruna hareket etmesi gerçeğini bilmelidir.

Ne yazık ki Müslümanlar Osmanlı Devletinin yıkılması ile birlikte devlet ve siyaset alanında ellerindeki hazineyi kaybettiklerinden dolayı bugün Yahudi ve Hıristiyanların oluşturmuş olduğu şer ittifakının dışında hareket etmeme gerçeği ile karşı karşıyadırlar. İran İslam Cumhuriyetinin bir inkılâp sonucu kurulmasından sonra bütün düşmanlıklarını buraya yönlendiren Yahudi ve Hıristiyan ittifakı yanlarına aldıkları işbirlikçi Müslüman(!) ülkelerle İran İslam Cumhuriyetine düşmanlıklarını yürürlüğe koymada gizlemeye bile gerek duymayarak pervazı davranmaktalar.

Özellikle Erbakan hocanın ortaya koyduğu Milli Görüş hareketinin formüle ettiği “İslam Birliği Projesi” Yahudi ve Hıristiyan ittifakı ile işbirliği içindeki işbirlikçileri ürküttüğü için acilen tedbir almaları bu konunun onlar açısından ne kadar tehlikeli olduğu bilinmelidir.

Erbakan’ı durdurmak için her yolu deneyen başta ABD ve İsrail olmak üzere bütün emperyalist ülke güçleri bu konuda seferber oldu. Bu konuda Abdurrahman Dilipak; “AKP; ABD, İngiltere ve İsrail’in ortak proje partisidir” gerçeğini bu şekilde ifade etmişti. Bu gerçek AKP’nin ilk yıllarında anlaşılamamıştı. Çünkü halkın büyük bir çoğunluğunun desteğini alabilmek için halkın benimsemesi gereken icraat ve atılımlarda kendilerini kabul ettirmişlerdi. Hatta halktan daha çok oy alabilmek için “Biz Erbakan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız” sözünü söyleyerek büyük bir prim yapmışlardı.

Bu durum cemaat ile çatışmalarına kadar devam etti. Cemaate mensup olan emniyet güçlerinin ayakkabı kutularındaki paraların deşifre edilmesi ile birlikte foyaları meydana çıktı. O günden bu yana ülke bir kaosa ve güç kaybetme yoluna sürüklendi. Ekonomi o günde beri irtifa kaybetti. AKP bu konuda sadece Erdoğan’ın tek adamlık yoluna gitti. Başkanlık sistemi ile ülke daha parlamenter sistemi doğru düzgün oturtamazken ucube bir yola girdi.

ABD ve Avrupa ülkeleri ile girilen suni gerginlik neticesinde her gün irtifa kaybeden ülkemiz oldu. Alınan yüksek faizli kredilerin yükü altında ezilen AKP iktidarı bu faizlerin ödeme zamanı geldiğinde devletin kurum ve kuruluşlarını teker teker satmaya başladı. Yetmedi fabrikalar ve bankalar satılmamaya başlandı. Ülke ekonomisine kaynak aktaracak bütün kurum ve kuruluşlar yok pahasına satıldı ve AKP’nin yanlış ekonomik uygulama ve gidişatına kurban edildi.

Muhalefet partilerinin bütün ikaz ve uyarılarına rağmen bildiği yanlış yol ve gidişattan ayrılmayan AKP iktidarı korona virüs belası ile hepten ekonomik olarak çöktü. Bu durum karşısında halktan yana oy kaybını gören Erdoğan bu defa hiçbir akıllı insanın kabul edemeyeceği projelerle dikkat çekmeye başladı. Bu projelerin başında defalarca doğal gaz rezervlerinin bulunup ilan edilerek hiç sonuca gidilmemesi oldu. Sonra uçaklarımızın yakın bir gelecekte gökyüzünde olacağı söylendi ama gerçekleşmedi. Yakın bir zamanda da Ay’a gidileceği projesini halkın önüne koydu. Oysa bunlar bir oyalama, halkın yıkılan ekonomik gidişattan haberdar olmaması için bir perdelemeden başka bir şey değildi.

Bunların yanı sıra bu defa oy kaybını önlemek ve zamanında yapılacağı söylenen 2023 yılındaki seçimlerde tekrar iktidarda olabilmek için ittifak arayışlarına yönelindi…

İçinde çıktığı Milli Görüşü her defasında trolleri ile vurmaya çalışan ve terör ile işbirliği suçlamasına kadar işi götüren AKP bu defa ittifak için Saadet Partisinin kapısını çalmaya başladı. Zaten çok önceden “Saadet Partisinin yakın markaja alın” ifadesi ile yakın markaj başlamıştı. Önce Saadet Partisi içinde genel başkan yardımcılarından biri ile irtibata geçildiği söylentisi gündeme geldi. Daha sonra Erdoğan’ın yükse istişare kurulu (YİK) başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret etti ve bunun görüntülerini kendisi medyaya servis etti. Daha sonra Milli Görüş saflarından ayrılan Osman Nuri Kabaktepe adlı işbirlikçiyi İstanbul AKP il başkanlığına getirdiler. Maksatları bazı kadrolara Milli Görüşçüleri getirip Saadet Partisini ittifaka sürüklemek…

Osman Nuri Kabaktepe’nin İstanbul AKP il başkanlığına getirilişi Oğuzhan Asiltürke sorulduğuna “Biz bunu hayırlı bir adım olarak görüyoruz çok iyi olmuştur. Zaten Erdoğan’ın kendisini bir ağabey olarak gördüğünü ve çok önceleri de kendisinin ziyaret ettiğini ve fikir aldığını” beyan ederek bu oluşacak bir ittifak için zemine yeşil ışık yaktı.

Gerek genel başkan Temel Karamollaoğlu ve gerekse sadık taban AKP ile yapılacak bir ittifaka karşı oldukların defalarca beyan ettiler. Temel bey “Batan Gemiye Binilmez” sözü bu ittifakın olmaması için söylenen ve odak noktası olacak bir bayanıydı. Buradaki kilit nokta Oğuzhan Asiltürk ve Temel Karamollaoğlunun arasındaki durumdur. Gözlemlendiği kadarıyla Oğuzhan bey bir ittifaka yeşil ışık yakarken Temel Karamollaoğlu bu ittifak için sıcak bakmamasıdır. Taban ise net olarak Temel Karamollaoğlunun yanında safa tutmaktadır. Ancak oynanmak istenen senaryo Temel Karamollaoğlunu küstürüp istifa ettirerek yerine ya AGD genel başkanı Salih Turhan’ı ya da Prof. Dr. Mete Gündoğan’ı getirme senaryoları konuşuluyor….

AGD ve Mete Gündoğan Oğuzhan Asiltürk’ün doğrultusunda hareket edecekleri gerçeği üzerinden hareket edecekleri konuşulurken AKP ile yapılacak bir ittifak bu senaryo ile özdeşleştiriliyor. Böylesi bir senaryoya sadık taban ve Genel Başkan Temel Karamollaoğlunun karşı durması bu işbirliğini yapanların elini zayıflatıyor. Bir önceki Genel Başkan Mustafa Kamalak hocamızda bu konuda net ve dik bir duruş sergileyerek böylesi bir ittifaka karşı olduğunu biliyoruz.

Erbakan’ın formüle ettiği Milli Görüşü yıllarca engellemeye çalışan dış güçler ve yerli işbirlikçileri çeşitli oyun ve desiselerle bunu gerçekleştirdiler. Erdoğan, Numan ve daha sonra Fatih Erbakan’ın ayrılık göstermesinden sonra AKP ile yapılacak bir ittifakın vereceği tahribat değil tam anlamışla yıkımdır. Çünkü öncekiler ayrıldılar ve parti Allah’ın yardımı ile ayakta kaldı. Ama bu defaki yıkımdır yok olmadır. Buna sebep olacak kişi ve kişilerin hedefi milletvekili olmak bir statü elde etmektir. Bunu yapmak isteyenler eski parlamenter hesabı ile gitmekteler. Başkanlık sistemi hiçbir milletvekiline iş yaptırmıyor. Sadece el kaldırma vazifesi ile sınırlı bir yapıları vardır.

19 yıl büyük denizlerde boğulmadan yüz sonra gel bir derecikte boğul… Saadet Partisinin sadık tabanı buna müsaade etmeyeceği kanaatindeyiz…

Selam ve dua davasına sadakat gösterenlere…

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
https://www.facebook.com/rhvmimarlik/videos/557660301802778
Yazar Bilgisi

Mehmet Necip YAVUZER Mehmet Necip YAVUZER h24habrgmail.com Tüm Yazıları

BENZER HABERLER