VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 01 May 2022 14:56:56

0 Yorum

Kez Okundu.

Yine Kudüs Üzerine

Yine Kudüs üzerine

H24/MAKALE/ Dr. Bekir TANK

 Önceki yazıma gelen haklı eleştiriler ve uyarılar bir kez daha bu konuya değinmemi zorunlu kıldı. Bu eleştirilerden biri de yıllardan beridir Ramazan ayının son Cumasını Dünya Kudüs Günü olarak kutlamak suretiyle hassasiyetini hep diri tutan İran’ın bu duruşuna da neden yer vermediğim idi.

O yazıda, bütün Müslümanlar olarak Kudüs hakkındaki duruşumuzu eleştirmiştim. Hem de “Kudüs yalanımız” diyecek kadar ağır bir şekilde…

Çünkü ümmet duruşumuz olması gerekenin ve yapmamız gerekenlerin çok gerisindedir. Kelimenin tam anlamıyla bir zillet halidir. Ancak bu demek değildir ki, bu zillet halimizin istisnaları yoktur. Çünkü Filistin’in Müslümanların elinden çıktığı günden bugüne, başta Filistinliler olmak üzere dünyanın dört bir yerindeki Müslümanlardan da yükümlülüklerini hakkıyla ve layıkıyla yerine getiren ve hatta bu uğurda şehit olanlar da az değildir! Ancak geçen yazıyı tamamen bir özeleştiriye ayırdığım için ümmetin yüz akı olan o mücahitlere değinemedim.

Hemen hemen her ülkede Müslümanlardan bazıları Kudüs hassasiyetlerini dile getirirler. Bazı İslam ülkeleri ise bu etkinlikleri bir devlet politikası olarak gerçekleştirirler.

Denebilir ki, Filistin-Kudüs konusunun en fazla işlendiği ülkeler İran ile Türkiye’dir. İran bunu İslam Devriminden beri yapmaktadır, Türkiye’de ise, milletin bu hassasiyeti, ilk olarak AK Parti döneminde devleti de kısmen içine çekti. Ancak bu etkinliklerin ve eylemlerin hükümete ve devlete tekabül ve taalluk eden yönleri sağlıklı bir seyir çizmiyor.

Sayın Erdoğan’ın başbakan iken Davos’ta sergilediği onurlu duruş, sadece Filistinlileri ve Müslümanları değil, dünyadaki bütün ezilenleri heyecanlandırmış ve ümitlerinin canlanmasına yol açmıştı. Hakeza Mavi Marmara olayının ilk aşaması da onurlu bir duruş idi. Türkiye, İşgalci israil’e her biri çok yerinde olan şu üç şartı koşmuştu: İsrail’in, A) Gazze’ye yönelik ablukayı kaldırması. B) Mavi Marmara şehitleri için tazminat ödemesi. C) Özür dilemesi. Ama ne yazık ki, israil bu şartların hiçbirini yerine getirmediği gibi, davayı hukuken kapattırmayı dahi başardı.

Mavi Marmara şehitlerinin kanı hala yerde iken ve üstüne üstlük Siyonistler cinayetlerini aralıksız sürdürüyorken, Türkiye’nin de israil ile “normalleşen” ülkelerin arasına girmesi, umutları yeniden soldurmuştur.

İran ise, İslam Devrimi’nden beridir kendisine özgü bir Filistin politikası izlemektedir. Bu politikanın içinde Filistinlilere çeşitli yardımlardan Filistin’in her zaman gündemde tutulmasına kadar birçok icraat bulunmaktadır. Her Ramazan ayının son Cumasında kutlanan Dünya Kudüs Günü de bunlardan biridir.

Bütün bunlar tabii ki, takdir etmenin de ötesinde sahiplendiğimiz eylemlerdir. Ancak bir yandan bu çabaları takdir edip sahiplenirken, diğer yandan eleştirmemizin nedeni, Müslümanların ve İslam ülkelerinin bu hassasiyetlerini ve çabalarını birleştirmemelerine ve birleştirememelerinedir. Mesela onlarca yıldır ümmet olarak verdiğimiz görüntü, “bir binanın tuğlaları gibi bir kenetlenmek” midir, yoksa dört bir yanından feryatların, figanların, acıların ve vahşetlerin yükseldiği bir harabe midir?

Bu kırık ve mahzun duygular içinde, ama hale ve geleceğe dair ümitlerimizi de koruyarak bayramımızı kutluyorum. Hep birlikte özlemini duyduğumuz bayramları görmenin dualarıyla...

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER