VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 22 June 2024 01:21:04

0 Yorum

Kez Okundu.

İsrail Neden Sadece Güçten Anlar?

İsrail Neden Sadece Güçten Anlar

H24/ Mücahid Halil Akyüz 

ERBAKAN HOCAMIZIN DEYMİYLE; “İSRAİL, NEDEN SADECE GÜÇTEN ANLAR, İSRAİL İLE BARIŞ OLMAZ MI?

” Dinimiz İslam, barış dinidir. Lakin zalim ve uslanmaz topluluklara karşı en net tavrı takınmamız isteyen bir o kadar da mert ve net bir dindir.

Tarih boyunca ecdadımız, “İşgal değil Fetih” bilinci ile seferlere çıkmıştır. Fetih bilinci, yeni elde edilen topraklara; barış, huzur, ahlak, ekonomik kalkınma gibi nice güzellikler katmıştır.

Tarih incelendiği zaman ecdadımızın feth ettiği toprakların öncesi ve sonrası açıkça ortadadır.

Fetihten önce ki nice viraneler, sonrasında şaheser olmuş, nice dağlarda bağ olmuştur.

Tarih boyunca, Fetih bilincine bu doğrultuda baktığımız zaman, Erbakan Hocanın şu sözü oldukça manidardır; “Gayemiz Bütün İnsanlığın Saadetidir”

Bu söz, İslam’ın içindeki Fetih ruhunun, Erbakan Hocanın diline yansımasıdır.

“Yeni bir Dünya ve Adil Düzen” ideali de aynı şekilde ecdadından gelen özelliğidir.

Şimdi bu satırları okuyup başlığa bakan sizler, şu soruyu soracaksınız, sormanız ise gayet normal.

Gelelim aklınızda ki o soruya;

1-) Peki Erbakan Hocada Fetih bilincinde ise, neden İsrail sadece güçten anlar diyor barış yöntemi izlemiyor?

İsrail’in elinde ki toprakları almaya çalışıyor, ülke hakkı tanımıyor?

Bu sorunun cevabı oldukça uzun lakin biz kısaca izahını yapacağız.

Öncelikle ne İsrail bir ülke nede Yahudilik bir dindir!

Din;

İnsanlara asıl amacın Allah Rızası olduğunun haberini verir. Asıl yurdun, sonsuz ve ebedi Ahiret yurdu olduğunun, yaşanılan maddesel Dünya’nın, Cennet ve Cehennem mekanlarının kazanılacağı bir imtihan sahası olduğunun bilgisini verir.

https://www.4x4bet123.com/ https://www.4x4bet123.com/

İdeolojiler;

İnsanlara tamamen maddesel Dünya bakış açısı ile, ahlak ve erdemliliğin birinci planda olmadığı tümüyle nefsani hırs ve heveslerin hâkim olduğu, kendilerinin takipçileri haricinde bulunan tüm insanlara düşman gözüyle bakan, yaratıcının ise yok sayıldığı veya ikinci plana atıldığı bir yaşam vaat eder.

Kısaca özetlemek gerekirse dinin (Allah katında Hak Din İslam’dır) bir sahibi ve onun imtihanında olan kulları vardır ve tüm amaçları ilahidir. İdeolojinin ise tamamıyla materyalist bir bakış açısı vardır.

Yahudiliğe baktığımız zaman bir dinden ziyade, üstün ırk saplantısının hâkim olduğu, yaratıcı ile ilgili çarpık ve saçma düşünceleri olan, dünyevi zevkleri ön planda tutan, din kılıfı ile kamufle edilmiş, üstün ırk saplantılı sapkın bir ideolojidir.

İsrail ise bu din kılıfı geçirilmiş ideolojinin, İşgal ettiği Kudüs topraklarıdır. Hiçbir şekilde hakları olmayan bu topraklara önce misafir olarak grup, grup yerleşmişler daha sonrasında ise İngilizlerin “Balfour Deklarasyonu” ile sinsi ve haksızca, korsan devletlerini kurmuşlardır. Yahudilerin şu an oturdukları yerleşkelerin eski tapuları, halken Filistinli Müslümanların elindedir. İşin özü; ortada zorbalık ve düpedüz gasp vardır! Toprakların bizzat sahibi “Filistinli Müslümanlarıdır”

Bundan dolayıdır ki; ne İsrail meşru bir devlet nede Yahudilik bir dindir!

İkinci bir hususa gelecek olursak, İsrail’in meşru bir devlet olduğunu, Yahudiliğin ise bir din olduğunu farz edelim.

İsrail’i birçok devletten ayrı tutan bir özelliği vardır. İsrail, bir din-şeriat devletidir. Yasaları Muharref Tevrat’a göre hazırlanır. Devlet başkanları ve birçok üst düzey yöneticisi “Kabala eğitimi almış Hahamlar arasından seçilir”

İsrail’in yasalarını ona göre hazırladığı Muharref Tevrat, Yahudi ırkından olmayan herkesi “Goyim” yani insana benzeyen hayvan olarak görür! Kabala ise, içi ruhban haham sınıfının şeytani hırs ve istekleri ile doldurulmuş şeytani bir öğretidir. İkisinin bileşeni ise; Kan nefret, göz yaşı ve vahşetten ibarettir!

Sizi hayvan olarak gören sapkın bir ideoloji topluluğu ile barış sağlamanız imkansızdır. Barış yapar gibi gözükseler bile altında tahkiye yatmaktadır. Zaten barış senaryosu yıllarca onların oyalama ve arkadan vurma taktiğidir. Yaptıkları her katliamı, akıttıkları her kanı çarpık bir ibadet şuuru ile yapmaktadırlar. Onları en tehlikeli kılan şeylerden biride budur zaten.

Şimdi soruyoruz;

Sizi hayvan olarak gören, insan sıfatını kendilerine layık gören bir topluluk ile mutlak bir barış mümkün müdür?

Çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden vahşet uygulayan, uyguladığı vahşetten zerrece üzüntü duymayan, tüm bunları çarpık bir ibadet şuuru ile yapan bir topluluk ile mutlak bir barış mümkün müdür?

Kendi hakkı olmayan toprakları 76 yıldır işgal eden, işgal ettiği coğrafyaya; kan nefret, göz yaşı haricinde bir şey sunmayan bir topluluk ile mutlak bir barış mümkün müdür?

Tatbiki de hayır! Tüm bu anlatılanları göz önünde bulundurduğumuz zaman, Erbakan Hocanın haklılığı açıkça belli olacaktır.

"Fiili icraata geçmek gerekir. İsrail laftan anlamaz. İsrail ancak güçten anlar.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER