VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 15 May 2021 18:19:08

0 Yorum

Kez Okundu.

İsrail Güçten Anlar

İSRAİL GÜÇTEN ANLAR

H24/Makale/Hazım KORAL

 Başlığımız Merhum Erbakan'ın meşhur sözüdür. O şöyle diyordu: "Fiili icraata geçmek gerekir, İsrail laftan anlamaz, İsrail ancak güçten anlar."

Çok yerinde bir tespit olarak Filistin işgalinin son bulması için Erbakan Hocamız'ın çözüm önerisi buydu. Peki neden güç kullanımı? Bu iş diplomasi kanalı ile çözülemez mi? Oysa diplomatik yollarla bu işin çözümlenmesini öneren o kadar çok siyasî lider var ki, Erbakan'ın önerisi adeta aşırı ve radikal bir fikir olarak görülüyor.

Müslüman ülkelerin başındaki siyasîlerin çoğu (veya şöyle diyelim, bir iki tanesi müstesna diğer hepsi) Erbakan gibi düşünmüyor. Peki kim haklı?

Erbakan ve Erbakan gibi düşünen bir iki siyasi lider mi yoksa büyük çoğunluk mu?

Bugüne kadar yaşanan tecrübe göstermiştir ki, işgalci Siyonist çete kınamalarla, protestolarla, diplomatik girişimlerle akıttığı kandan, yaptığı zulümlerden ve yayılmacı politikalarından asla vazgeçmiyor, aksine umursamaz bir tutum ile fütursuzca saldırılarına ve işgaline devam ediyor. Onun haddini bilmez saldırılarına "dur" diyen olmadığı için bu suskunluğu fırsata dönüştürüp pervasızlaşıyor, pervasızlaştıkça da şirretleşiyor. Yani azgınlaştıkça azgınlaşıyor. Düşünebiliyor musunuz, savaş hukukuna göre mabedlerin dokunulmazlığı vardır. Onlar ne yapıyor?

Mescid-i Aksa'ya saldırıyor. Ve bu durumu Batı dünyası seyrettiği gibi, İslâm dünyasının başındaki çoğu siyasî lider de maatteessüf ki ebleh bir şekilde seyrediyor. Daha önce Halil İbrahim Mescidi'ne saldırıp işgal ettiler ve yarısını sinagog yaptılar.

Şimdi aynı amaçla Mescid-i Aksa'ya saldırıyorlar. Filistin halkı bu hadsiz saldırılara tepki verince ve Gazze'den Askalan, Aşdod, Yafa, ve Tel-Aviv'e füzeler yağmaya başlayınca Gazze'ye yönelik saldırıya giriştiler. Gazze havadan, karadan ve denizden yoğun bir şekilde füzelerle, misket bombaları ile, top atışlarıyla saldırıya maruz kalmış vaziyette. Filistin davası için kurulmuş olan İslâm İşbirliği Teşkilatı yine suskun ve sessiz. Öte yandan ümmetin başındaki siyasîlerin çoğu bu saldırı ve katliamlara karşı duyarsız bir tutum sergiliyor.

Mazlum Filistin halkı ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksa sahipsiz mi kalmalı? İki milyara varan İslâm ümmeti ve bu ümmetin başındaki yöneticiler neredesiniz? Bu aymazlık, bu vurdumduymazlık daha nereye kadar devam edecek? Namus-u Ekber'imiz çiğneniyor, kardeşlerimiz katlediliyor biz seyrediyoruz. Bu nasıl kahredici bir durumdur böyle? Bugüne kadar ne Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlar, ne İsläm İşbirliği Teşkilatı'nın kınama mesajları bir işe yaramamıştır.

Birleşmiş Milletler'den zaten bir şey beklemiyoruz. Batı dünyası ve Birleşmiş Milletler zaten başından beri iki yüzlü politikalar izliyor. Fakat İslâm İşbirliği Teşkilatı ve Müslüman ülkelerin başındaki siyasîlerin sessizliği kabul edilebilir bir durum değildir. Filistin davasına sessiz kalmak Allah Teâlâ'ya, Kûr'ân'a, akidemize ve ümmete ihanettir. Şu bilinsin ki, bu sorun asla diplomasi ile çözülmez. Zira bu durum her iki tarafın da akidesine ters düşmektedir. İşgalci Siyonistler diyor ki, "Fırat'tan Nil nehrine kadar bütün Mezopotamya coğrafyası dahil olmak üzere burası bizim için Tanrı tarafından vaad edilmiş 'Arz-ı Mevud' topraklardır. Burası bize aitir ve burada farklı din ve etnisiteye ait unsurlar asla barınamaz, biz bu yabancı unsurları bu topraklardan çıkarmak zorundayız."

Peki, buna mukabil Müslümanlar ne diyor?

Müslümların bu topraklara bakışı nasıl? İsra Sûresi'nin daha ilk ayetinde Allah Teâlâ sadece Kudüs kentini değil, bütün Filistin topraklarını kutsuyor. Buna istinadendir ki 1400 yıldan beri bu kutsal toprakların muhafazası ve güvenliği Müslümanların uhdesinde bulunmaktadır.

Mescid-i Aksa'nın Müslümanların ilk kıblesi olması buranın kutsiyetini daha bir önemli kılıp tebcil etmektedir. Sonuç itibariyle İngiliz işgali döneminde dünyanın birçok ülkesinden getirip bu topraklara yerleştirilen Yahudilere Filistin'in %54'ü (Birleşmiş Milletler kararı ile) peşkeş çekildi. Adama sormazlar mı, kimin toprağını kime veriyorsun? Siyonistler akideleri gereği kendilerine verilen %54'lük hisse ile yetinmediler.

Devlet olarak ilân edildikleri andan 5 saat sonra en yakın köylere saldırıya geçtiler ve o gün bugündür kesintisiz bir şekilde saldırı, katliam ve işgallerine devam etmektedirler. Onlar ABD ve Batı'yı arkalarına alarak yapmış oldukları bu saldırı ve katliamlarını pervasızca sürdürüyorlar. En son 10 Mayıs Pazartesi günü Mescid-i Aksa'ya saldırmaları akideleri açısından gerekçelendiriyorlar.

 

Halil İbrahim Mescidi'ne yaptıkları gibi Mescid-i Aksa'nın yarısını sinagoga çevirmek istiyorlar. Elbette bu kısa vadeli bir plân. Uzun vadede ise Mescid-i Aksa'yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi'ni inşa etmek. Bu düşünceleri de yine akidelerinden neşet etmektedir. Siyonistler akidelerine o kadar sadıklar ki, dur durak bilmeden canla başla ve sınır tanımaz/hak hukuk bilmez bir vaziyette kan dökerek, katliamlar yaparak mücadelelerini sürdürüyorlar. Müslümanlar ise maatteessüf ki sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmiyorlar.

İslâm ülkelerinin başındaki yöneticiler kınama mesajı yerine fiili icraata geçmeliler. Çok açık bir şekilde ifade etmiş olalım ki, kınamak katil Siyonist çeteye teminat vermektir, destek olmaktır. Karşınızda bir katil var elindeki silahla kardeşlerinizi katlediyor. Sizin de elinizde katile haddini bildirecek silah ve mühimmatınız var ama siz katilin karşısına çıkarken elinizdeki silahı arkanıza atıyor ve sözlü olarak, "sizi kınıyorum" diyorsunuz! Bu ne demektir? "Ben sizi kınıyorum ama siz rahat olun, kınamaktan başka bir şey yapmayacağım, siz öldürmeye, siz katletmeye, siz işgale devam edin, müsterih olun benden yana güvendesiniz!" demektir...

Peki, biz de sormuş olalım, bunca katliamlara karşılık şimdi müdahale edilmeyecekse, şimdi misilleme yapılmayacaksa, şimdi bu şirret katil sürüsüne haddi bildirilmeyecekse ne zaman bildirilecek? Hiçbir şey yapamıyorsanız, katillerin "Demir Kubbe" savunma sistemlerine lojistik destek veren "Kürecik Radar Üssü"nü kapatın ki, Gazze'den atılan İran yapımı füzelere engel olamasınlar. Bari acilen bunu yapın. Yetmez, derhâl ticarî ve diplomatik ilişkileri kesin, konsolosluklarını kapatın. Bunlar mutlaka yapılmalı.

Venezuela kadar, Nicolas Maduro kadar da mı dirayetli olamıyorsunuz? Ama olur mu büyük şeytan Amerika ile göbek bağımız var! Olsun, asıl onunla şu necis bağınızı koparın! Başta İncirlik olmak üzere bütün ABD üslerine el koyun! Yapamayız diyorsanız, Merhum Erbakan 26 Temmuz 1975 tarihinde bütün ABD üslerini kapatıp mal varlıklarına el koydu. Üstelik o dönem Türkiye güçlü bir ülke de değildi. Şimdi köprünün altından çok sular aktı, artık yerli savunma gücümüz var.

Başta ASELSAN VE ROKETSAN olmak üzere Merhum Erbakan Hocamız'ın temellerini attığı ve TSK envanterine katılan çok modern varyantta yerli savunma mühimmatlarımız mevcut. Artık eskisi gibi değiliz. Bakınız Azerbaycan'a SİHA ve bir takım mühimmat katkılarımızla bi iznillah Karabağ işgalden kurtuldu. Filistin'den de aynı yardımı esirgemiyelim. En azından İran'ın füze ve bir takım konvansiyonel silahlar verdiği gibi biz de onlara SİHA verelim.

Şirret işgalci Siyonist çetenin dur durak bilmeyen orantısız saldırı ve katliamları karşısında artık siyasîlerimizin de sabrı taşmaya başladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Artık kınama yetmez, gerçekçi adımlar atmalıyız" mealinde açıklamalar yaparak, "İslam İşbirliği Teşkilâtı"na, Filistin'e uluslararası koruma gücü gönderilmesine ilişkin çalışmaların hızlandırılması gerektiğini hatırlattı..

Öte yandan Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu, İsrail’in ancak güçten anladığını ve bu gücü harekete geçirmenin zamanının geldiğini belirterek, “Türkiye olarak nasıl ki, Azerbaycan için askeri destek sağladıysak, Filistin için de aynı desteği sağlamamız gerektiği kanaatindeyiz. Şimdi buradan iktidarı bu konularda adım atmaya davet ediyorum.” dedi.

Yine aynı şekilde, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, "Kudüs'e yapılan saldırıları sonlandırmak üzere acilen TSK öncülüğünde 'Barış Gücü' oluşturulmalıdır" önerisinde bulundu.

Demek oluyor ki, iş dönüp dolaşıyor Merhum Erbakan Hocamız'ın çözüm önerisine dayanıyor. Zira başka türlü bir çözümün olması mümkün değildir. İşgalci/mütecaviz Siyonist çete asla diplomasiden/laftan anlamaz. Sorunun mutlak anlamdaki hâlli güç kullanmaktan geçmektedir.

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
https://www.facebook.com/rhvmimarlik/videos/557660301802778
Yazar Bilgisi

Hazım KORAL Hazım KORAL h24habrgmail.com Tüm Yazıları

BENZER HABERLER