VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 03 March 2022 23:57:40

0 Yorum

Kez Okundu.

Hazreti Ali: Adalet İçin Hilafet

Hz. Ali: Adalet İçin Hilafet

H24/ Ramazan Deveci

Hz. Osman şehit edildikten sonra Medine başsız kalmıştı. İsyancılarda ne yapacağını bilemez durumdaydı. Ümeyye soyuna mensup olanlar Medine’den süratle uzaklaşmıştı. Medineliler evlerinden pek çıkmıyordu, böylece şehir bütünüyle isyancıların hakimiyetine girmişti. İsyancılar yeni halifeyi seçmek için Hz. Ali başta olmak üzere Medine’deki sahabelerin ileri gelenleri dolaşıyorlardı. Hz. Ali halifeliği kabul etmemişti. “Ben halife olmak istemiyorum kime seçerseniz razıyım, benim vezir olmam halife olmamdan daha hayırlıdır siz kimi seçerseniz ben ona yardımcı olurum” demişti.

Abdullah b. Ömer, Sa‘d b. Ebu Vakkas, Mugire b. Şu‘be, Muhammed b. Mesleme ve Usame b. Zeyd’in de aralarında bulunduğu bazı sahabeler mescidde toplanarak yeni halife seçimi ile ilgili istişare ediyorlardı. Malik Eşter Hz. Ali’ye yeniden gidilmesini ve ısrarcı olunmasını teklif etti. Hz. Ali kendisine yapılan hilâfet teklifini orada bulunan Talha ve Zübeyr’e yöneltmiş, fakat ısrar üzerine biatı kabul etmişti. Bu biat Hz. Osman şehit edildikten beş gün sonra oluşmuştu

Hz. Ali kendisine biat edilmesini şöyle anlatır. “Halk her taraftan etrafıma üşüştü izdihamdan nerede ise Hasan ve Hüseyin ayaklar altında kalacaktı. Tohumu yarana insanı yaratana andolsun ki eğer bu topluluk biat için toplanmasaydı, Allah zalimler çatlayasıya doyarken mazlumların açlıktan kırılmasına mani olunması hususunda söz almasaydı hilafet devesinin yularını sırtıma atar terk ederdim. Sizde biliyorsunuz ki şu dünyanın değeri benim gözümde bir keçinin aksırığından daha değersizdir.” Hz. Ali halife seçildikten sonra bir gün oturmuş yırtık ayakkabılarını dikiyordu. Abdullah b. Abbas’a bu ayakkabının değeri ne kadar diye sordu. Hz. Abbas “hiç değeri yok” dedi. Hz. Ali “Allah’a yemin olsun ki bu ayakkabı bana sizlere baş olmaktan daha sevimlidir. Sadece bir hakkı ikame edeyim veya bir batılı yok edeyim diye sizlere halife olmayı kabul ettim” dedi.

Hakkı idame etmek ve adalette hükmetmek için hilafeti kabul eden Hz. Ali’ye Medine’deki Müslümanlar sırası ile biat ettiler. İlk biat eden Talha b. Ubeydullah olmuştu. Daha sonra Medine’deki diğer Müslümanlar biat ettiler. Ne yazık ki ilk biatını bozanlardan biride Talha b. Ubeydullah olacaktı. Abdulah b. Ömer gibi biat etmek istemeyenler zorlanmıyor ancak halifeye karşı bir tavır içerisinde olmayacaklarına dair söz alınıyor kefil isteniyordu. Abdullah b. Ömer’e Hz. Ali kefil olmuştu. Abdullah b. Ömer “Ali bu kefaletle elimi kolumu bağladı” demişti. Abdullah b. Ömer, Hz. Ali’nin yanında onun muhalifleri ile savaşmadığı için daha sonra pişmanlığını dile getirecekti.

Hz. Ali’nin halife seçildiğini gören Numan b. Beşir Hz. Osman’ın kanlı gömleğini ve eşi Naile’in kesilmiş parmaklarını Şam’a Muaviye’ye götürmüştü. Muaviye kanlı gömleği ve kesilmiş parmakları Şam sokaklarında gezdiriyor insanları mazlum halifenin intikamını almaya davet ediyordu.

Hz. Ali halife seçildikten sonra öncelikle kendisinden önceki adaletsizlik olarak gördüğü uygulamaları değiştirerek işe başladı. Hz. Ali “Bilin ki Beytül Mal’dan yapılan haksız harcamalar iptal edilmiştir. Allah’a andolsun ki Osman döneminde akrabalarına verilen malları, onlarla evlenmiş ve cariye bile almış olsalar onları asıl sahiplerine iade edeceğim. Zira adalet ve dürüstlükte genişlik vardır” diyordu.

Peygamberimiz zamanında bütün sahabeye ve peygamber eşlerine eşit dağıtım yapılıyordu. Hz. Ömer döneminde peygamber eşlerine, bedir ashabına, uhut ashabına kademesine göre farklı maaşlar bağlanmıştı. Hz. Osman döneminde ise Beytül Mal’dan yapılan dağıtımlarda bazı usulsüzlükler yapılmış Ümeyye oğullarına fazladan ihsanda bulunulmuştu. Bu nedenle bazıları Hz. Osman’ın vefatından sonra Hz. Ali’ye biat etmemişti, maaş dağıtımı görmek istiyorlardı. Abdullah İbni Abbas ve Mugire b. Şube Hz. Ali’ye Muaviye’yi ve Hz.Osman’nın diğer valilerini bir süre görevde bırakmasını daha sonra görevden almasını tavsiye etmişlerdi. Bir kısmı da şöyle diyordu “Ey Müminlerin emiri bölgenin tanınmış soylularına ve eşraf takımından olanlara ve komutanlara Beytül Mal’dan daha fazla pay ayırsaydınız iktidarınızı daha sağlamlaştırırdınız” diyorlardı. Hz. Ali bunlara yazıklar olsun size demişti, “Siz benim iktidarımı adaletsizlik ve zulüm temelleri üzerine kurmamı mı bekliyorsunuz? İktidarda kalmak için halka zulüm yapmamı mı istiyorsunuz. Allah’a and olsun ki asla yapmam bunu” dedi ve yapmadı. Hz. Ali “Dünyayı bana verseler bir karıncanın ağzındaki arpayı haksız şekilde almamı isteseler vallahi onu almam ona zulüm yapmam” diyordu.

Hz. Ali şöyle diyordu: “Allah’a andolsun deve dikenlerinin üzerinde gecelemem ve elim kolum bağlanarak zincirlerle sürüklenmem kıyamet günü kullarından bazılarına zulmetmiş ve dünya malından bir kırıntı bile olsa gasp etmiş olarak Allah’a ve Resulüne kavuşmamdan daha sevimlidir bana. Çabucak imtihan yerine dönecek ve uzun zaman toprak altında kalacak nefis için bir kula nasıl zulmederim”

Hz. Ali iktidara sahip olmak içinde, iktidarı korumak içinde adalete aykırı bir şey yapmak istemiyordu. Beş yıla yakın hilafeti boyunca da yapmamıştı. Çünkü adalet konusunda maslahatçı değildi.

Hz. Ali şöyle diyordu: “Bilin ki Beytül Mal’dan yapılan haksız harcamalar iptal edilmiştir. İnsanları geri kendi haklarına çevirecek olursam sakın Ebu Talib’in oğlu bizi haklarımızdan yoksun bıraktı demesinler Allah Resulü’nün ashabından, Muhacir ve Ensar’dan herhangi biri, ashablığı dolayısı ile fazlı keremin kendisine ait olduğunu görüşünde ise bilsin ki fazlı kerem yarın Allah’ın yanındadır onun karşılığını vermek Allah’a düşer. Haberiniz olsun ki Allah’ın ve Resulü’nün çağrısını kabul eden, şeriatımızı tasdik eden kim olursa olsun İslam’ın haklarının ve hadlerinin kendisine uygulanması vacip olur. Sizler Allah’ın kulusunuz, malda Allah’ın malıdır. Aranızda eşitlikle pay edilecek. Hiç kimsenin bu malda bir başkasından fazla hakkı yoktur. Takva sahipleri içinse en güzel karşılık vardır.” Medine’de minbere çıktı ve şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki Medine’de kendime ait bir hurmalık, kendime ait bir hurma ağacım olduğu sürece Beytül Mal’dan beş kuruş almayacağım.

Ey Cemaat iyi düşünün şimdi ben halifenizim ve Beytül Mal’dan hiçbir şey almayacağım diyorum. Bu durumda size bu Beytül Mal’dan size haddi hesabı olmayan bağışlarda nasıl buluna bilirim” Bu sırada Hz. Ali’nin ama kardeşi Akil ayağa kalktı dedi ki “Kardeşim yani benimle Medine’deki bir siyahı ile beni bir mi tutacağını söylemek istiyorsun”

Hz. Ali kardeşi Akil’e şöyle dedi: “Sen otur kardeşim burada senden başka konuşacak kimse kalmadı mı? Bahsettiğin siyahla senin aranda takva’dan başka hiçbir üstünlük olmadığını bil.”

Hz. Ali iktidarını sağlamlaştırmak için Beytül Mal’dan insanlara bağışta bulunmayı red ettiği gibi, Muaviye gibi zalim ve adaletsiz uygulamaları ile öne çıkan Hz. Osman döneminin valilerini bir süre görevde bırakma teklifini de kabul etmemişti. “Muaviye’yi bir gün bile yerinde tutmak zulme göz yummak anlamına gelir, Politik kaygılarla böyle bir şey yapamam” diyordu. Hz. Ali halifeliğin kendi hakkı olduğuna inandığı halde hiçbir dönemde halife olma çaba ve gayreti içerisinde olmamıştı.

Hz. Osman’ın mazlum bir şekilde öldürülmesinden sonra bile kendisine teklif edilen halifeliği başta kabul etmemiş ısrarlar üzerine adaleti uygulama düşüncesi ile kabul etmişti.

Hz. Ali halife olduktan sonrada gözünde eski bir ayakkabıdan daha değerli olmadığını söylediği iktidarı korumak gibi bir düşünce içerisinde olmadı. O devletin dini adalettir diyerek sadece adaleti uygulamak gibi bir çabanın içerisinde oldu. Onun içinde iktidarı korumak için bir süreliğine olsa da adaleti tehir etme tekliflerini kabul etmemişti.

Hz. Ömer vali tayin ederken insanların yöneticilik vasıflarını dikkate almış, Amr b. As, Muaviye B. Ebu Süfyan gibi takva problemi olan kişileri de vali olarak atamıştı. Ancak valilerini sıkı takip eden Hz. Ömer döneminde bu kişiler Hz. Ömer’den korkularından yanlış tavır içerisine girememişlerdi. Hz. Ömer Bayreyn’e vali olarak atadığı Ebu Hureyre’yi vali olduktan sonra zenginleşti bu serveti nasıl kazandın diye hesaba çekmişti.

Peygamberimizin Hz. Huzeyfe’ye münafıkların listesini verdiği ve Hz. Ömer’in listede bende var mıyım diye sorduğu Taberi’de ve İmamı Gazali’nin ihya’sında rivayet edilir. Hz. Huzeyfe Hz. Ömer’in Medayn valisi idi. Çok iyi bir valilik yaptı. Hz. Ömer, Hz. Huzeyfe’ye valileri arasında münafık olup olmadığını sordu. Hz. Huzeyfe bir tane var dedi ancak kim olduğunu söylemedi. Hz. Ömer bu söz üzerine münafık olduğunda şüphelendiği birini valilikten azletmişti.

Hz. Huzeyfe Hz. Ali’nin halife seçilmesinden 40 gün sonra vefat etti ve çocuklarına Hz. Ali’nin yanından ayrılmamalarını vasiyet etti. Oğulları Safvan ve Said Hz. Ali’nin yanında Sıffın’da şehit oldular.

Hz. Osman ise Muaviye hariç Hz. Ömer’in atadığı tüm valileri değiştirmiş valilerini kendi akrabaları olan Ümeyye oğullarından atadığı gibi onların yaptığı hatalara müdahale edememiş ve şahadetine yol açan isyanlar valilerin hataları sonucu çıkmıştı.

Hz. Ali ise valileri seçerken yöneticilik vasıflarının yanında takva ehli olmalarında dikkat ediyordu. Hz. Ali Huneyf oğlu Osman’ı Basra’ya, Şihab oğlu Ammare’yi Kufe’ye Abbas oğlu Ubeydulah’ı Yemen’e Sa’d B. Ubade oğlu Kays’ı Mısar’a Huneyf oğlu Sehl’i Şam’a Mihnef oğlu Süleym’i Isfahan ve Hemedan’a vali olarak atamıştı.

Talha b. Ubeydullah Basra valiliğini, Zübeyr b. Avvam ise Kufe valiliğini istiyordu. Hz. Ali onlara “ben size güvenerek halifeliği kabul ettim siz benim müşavirlerimsiniz siz giderseniz ben kiminle istişare edeceğim” demişti. Halife olma hayali kuran ancak valiliği umut eden Talha ve Zübeyr vali olamayacağını anlayınca Umre yapacağız diyerek Medine’yi terk ederek Mekke’ye Hz. Aişe’nin yanına gittiler.

Hz. Ali’nin Şam valisi Huneyf oğlu Sehl Tebük’te bir ordu ile karşılaştı Gelen valiyi Şam’a almadılar dön geriye dediler. Muaviye, Hz. Osman’ın kanlı gömleğini Şam sokaklarında dolaştırıyor, Hz. Osman’ın şehit edilmesinin hesabını Hz. Ali’den soruyordu.

Hz. Ali Sebret’ül Cüheni ile Muaviye’ye bir mektup gönderdi. “Allah kulu Müminlerin Emiri Ali’den Ebu Süfyan oğlu Muaviye’ye. Gerçekten sende bilirsin ki Osman’ın öldürülmesinde benim hiç ilişkim olmadığı gibi ona karşı hiçbir kötülükte bulunmadım. Nihayet olan oldu, biten bitti. Söz uzun insanlar bana biat etti sende sana uyanlarla birlikte bana biat et”dedi. Muaviye Sebre’yi üç ay beklettikten sonra Kubeysa isimli biri ile üzerinde Allah’ın kulu Muaviye’den Ali’ye yazılı boş bir tomar göndermişti. Sebre Hz. Ali’ye “Şam’da altmış bin kişi Osman’ın kamlı gömleği altında kısas için yemin ettiler” dedi.

Hz. Ali Şam’a Muaviye’ye daha çok mektuplar aracılar gönderdi, Müslüman kanı dökülmesin Müslümanlar arasında birlik vahdet sağlansın diye çok uğraştı. Ancak başarılı olamadı.

Talha ve Zübeyr’de Mekke’ye gitmiş Hz. Aişe’yi Hz. Osman’ın kanının hesabı sormaya ikna etmişlerdi. Onlarda Müminlerin annesi Hz. Aişe’e etrafında bir ordu oluşturarak Basra’ya hareket etmişlerdi. Muaviye Şam’da, Hz. Aişe, Talha ve Zübeyr, Basra’da Hz. Osman’ın kanını arıyorlardı. Mervan b. Hakem’de Hz. Aişe’nin yanına gelmiş Hz. Aişe’yi sürekli tarik ediyordu. Fitneyi arttırıyordu. As oğlu Said, Mervan’ın Talha ve Zübeyr’le birlikte Hz. Osman’ın kanını aradığı duyunca Mervan’a “Hz. Osman’ın katillerini arıyorsanız önce Talha ve Zübeyr’i öldürün” demişti. Mervan’da Osman’ın tüm katillerini öldüreceğiz demişti. Çünkü Hz. Aişe, Talha ve Zübeyr, Hz. Osman’ın en büyük muhaliflerindendi.

Medine’de bin kişi civarında bir isyancı vardı ve bunlar altmış gün boyunca halifenin konutunu kuşatmışlar sonunda Hz. Osman’ı şehit etmişlerdi. Katil bu bin kişi içerisinde miydi yoksa dışarıdan birimiydi, belli değildi. Hz. Osman’ın katilinin kim olduğunu da kimse bilmiyordu. Bu süreç içerisinde Hz. Ali kadar Medine’de kimse Hz. Osman’a yardımcı olmamıştı. Ancak şimdi Hz. Osman’ın kanının hesabını Hz. Ali’den soruluyordu.

Hz. Ali, Muaviye’nin üzerine gitmek için hazırlanırken Hz. Aişe ve Talha ve Zübeyr’in ordu toplayarak Basra gittiklerini haber aldı. Hz. Ali Medinelilere durum tespiti yaptıktan sonra “Topluluğunuzu bozup ayırmak isteyen bu kavmin üzerine yürüyün umulur ki Allah ülkelerdeki bozukluğu sizinle düzene sokar” dedi.

Medinelilerin bir kısmı Müslümanların birbiri ile yapacağı bu savaştan çekiniyorlardı. Kıble ehli ile savaş caiz değil diyorlardı. Halbuki Hz. Ebu Bekir döneminde zekat vermeyi red eden ancak namaz kılmaya devam eden kıble ehl-i ile savaşmışlardı.

Hz. Ali “Ebu Bekir yahut Ömer yahut Osman’a biat ettikten sonra bu biatten dönenlerle savaşmak helal midir” dedi. Evet dediler. “Pekala o halde bana biat ettikten sonra nasıl oluyor da bana biat ettiğiniz halde emrime uymuyor dönenlerle savaşa gitmiyorsunuz?” dedi ve onlara Hucurat suresinin 9. Ayetini hatırlattı. “Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever. “

(Bu yazı "Konuşan Kuran Hz. Ali" kitabından alıntıdır)

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
https://www.facebook.com/rhvmimarlik/videos/557660301802778
Yazar Bilgisi

Ramazan Deveci Ramazan Deveci h24habrgmail.com Tüm Yazıları

BENZER HABERLER