VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 31 May 2024 05:13:08

0 Yorum

Kez Okundu.

Geçmiş Gün Olur ki!

GEÇMİŞ GÜN OLUR Kİ...

H24/ Yakup Aslan 

Mehmet Emin Vural hocayı ilk kez 1979 sonbaharında Muş’ta tanımıştım. O zaman Muş’ta öğretmenlik yapıyordu. Doğubeyazıt’ta Ahmedi Hani türbesini, İsak Paşa Sarayı’nı ısrarla görmek istememe rağmen Tahir muhalefet etti. “Burası komünistlerin kurtarılmış bölgesi bizi görürlerse sıkıntı yaşarız!” diyordu. Savaşçılarını toparlayıp yardım isteyen Osmanlılar için ta buradan Hozan’a gidip, Hozan beyleriyle savaşan Sürmeli Mehmet Paşa’nın yaşadığı sarayı görmek istememe rağmen gidemiyorduk. Mehmet Sürmeli Paşa, Evdalê Zeynikê Hozan’da yaşananlar uzun bir hikaye… Bize rehberlik eden arkadaş da ‘çekinmeye gerek olmadığı’nı söylediyse de Tahir ısrar edince Muş’tan geçen bir otobüse bindik…

Muş terminalinde indik. Tahir, hocanın evini biliyordu, ancak Muş’ta da aynı sıkıntı vardı. Bu kez Muş ülkücülerin denetimindeydi. Onların kurtarılmış bölgesi. Bizden de hoşlanmıyorlardı. Metin’den sonra aramızda ciddi bir düşmanlık vardı. Bir şekilde akşamın karanlığından da yararlanarak kendimizi Mehmet Emin hocanın evine ulaştırdık. Batmanlılar çok cana yakın insanlardı. O zamanda, bilgi açısından da belli bir seviye yakalamışlardı.

Mehmet Emin Hoca bizi sıcak karşıladı. Geniş bir misafir odası vardı. Yer minderlerine oturduk. Normalde Muş bizim hedefimizde yoktu, biraz hasbihal etmek maksadıyla oraya uğramıştık. Yarım saat bir saat kadar odada yalnız kaldık.. ‘Yeni evlenmiş, hanıma yardım ediyor olabilir’ düşüncesindeydik.. Sonra, sofra geldi. Hocanın acelesi var gibiydi. “Yanlış zamanda mı geldik”. Diyorduk birbirimize. Çaydanlık ve bardaklar geldikten sonra, “ben balkonda bir sigara içeceğim!” deyip gitti.

Sabrımı zorlayan bir durumdu… “Tahir kalk gidelim bir otelde yatalım… Böyle durumlara alışık değilim!” dedimse de Tahir, “ayıp olur! Belki önemli bir sorunu vardır.” diyerek önümü kesiyordu. Dışarı çıkamıyoruz. Belirsiz bir durum. Adeta diken üzerinde duruyoruz, somurtuşumuz toprak damın ağaçlarını çatlatacak kadar keskin..

https://www.4x4bet123.com/ https://www.4x4bet123.com/

İki saatten fazla bir zaman geçtikten sonra hoca geldi. Dünya kadar özür diledi.. Okuldan bir çocukla ilgileniyormuş. Onun ilgilenmesiyle genç çocuk hidayete ermiş. Özür dileyince somurtuşumuz büyük oranda dağıldı gibi. Biraz muhabbet ettik, ırkçılığın gençleri nasıl zehirlediğini, hastalıklı hale getirdiğini anlatıyordu. Endişeleri vardı. Buna karşı direnç noktaları oluşturma çalıştıklarını söylüyordu. Kısa bir süre sonra yorgun olduğumuzu ve istirahat etmeminiz daha doğru olduğunu söylemesine itiraz etmedik, yer yataklarımız serildikten sonra “hayırlı geceler” dedikten sonra uyuduk. Sabah kahvaltısında da biraz sohbet ettikten sonra ayrıldık. Sonra o melun askeri darbe oldu. Normal zamanda bizi düşman gören zihniyet, böyle bir fırsat yakalayınca terör estirmeye başlayınca yurt dışına gitmek zorunda kaldım… O taraflardan gelen misafirlere hep halini soruyordum.

On yıldan sonra Metin söylemişti. Öğretmenliği bırakmış, Nişantaşı’nda tekstil işleriyle uğraşıyormuş.

Bugün yarın ziyaretine gidelim derken uzun bir zaman geçti. Sonra arkadaşlar işlerinin iyi gitmediğini, Rus tacirlerine para kaptırdığını söyleyince üzüldüm. Metin ile birlikte Nişantaşı’na gittik. Elit bir bölge, elit bir mağaza. Ruslar o zamanlarda bavul ticareti yapıyorlardı. Aksaray, Nişantaşı bu amaçla gelenlerle doluydu. Sıkıntılı haldeydi. Ailevi sorunlar, ticari başarısızlık. Moral bozukluğu… Elimizden gelen bir şey yoktu. Böyle bir psikolojide olan bir tanıdıkla çok fazla yakınlık sağlayamadık. Ondan sonra da uzun zamandır herhangi bir haber alamıyordum, ismini de çok duymuyordum.

Bugün, Bekir hocanın yazısını okuyunca o günler yeniden gözümde canlandı. Ne fırtınalı günlerdi. Bir paradigmamız olmadığından, geliştirdiğimiz retorikler tamamen sahadaki ideolojilere veya geçmişe öykünmekten ibaretti. Ortadaydık.. Sadece siyasi bir partinin işlerini kolaylaştıran, hizmet eden, bedel ödemekten çekinmeyen bir gençlikti. Deniz Feneri bizi aydınlatmadığı gibi, İslami bir yaşamı hayal ettiğimiz Selamet Köy de hayallerimiz arasında silikleşip gitti.

Bu vesile ile, Mehmet Emin Vural hocaya rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum….

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER