VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
H24HBR

@ Haber Tarihi : 12 February 2022 01:18:47

0 Yorum

Kez Okundu.

Doğalgaz Kesintisinin Siyaset İlişkisi Var Mı?

DOĞAL GAZ KESİNTİSİNİN SİYASET İLİŞKİSİ VAR MI?

H24/ Makale | Yakup ASLAN

Ukrayna krizi, Arap ülkeleri, ABD, İsrail ile Türkiye yakınlaşması haberleriyle birlikte İran’ın sınırda arıza var dediği gaz kesintisi Türkiye’de doğalgaz ve elektrik sıkıntısına yol açtı. Kademeli olarak bölgenin durumunun gerginleşmesi, uluslararası gelişmeler, garip ilişkiler ve bunun bölgeye yansıması, kaçınılmaz olarak değişik etkilere gebe olabileceğini düşünmemiz alışkanlık haline geldi artık.

İran, Tayvan, Ukrayna üzerinde gelişen gerginliğin aslında tek anlamı var global güçlerin dünya efendiliği, dünya pazarını başkalarıyla paylaşmak istemeyişleri. Bu hassas dönemde her amelin bir aksülameli olacağından, her refleks eğer iyi muhasebe edilmemişse, başlayan sürecin sonucunun bir faciaya dönüşebileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Son elli yılın tecrübeleri gelişmelerin çok da tesadüf olmadığını gösteriyor. Taraflardan çok, taraftarlar arasında sıkıntı oluşturması riski çok fazladır. Amin Maalouf’un dediği gibi; “Herkes, ötekilerin duasını sustursun diye kendi tanrısına yakarıyor...”

10 günlük doğal gaz kesintisinin Türkiye’ye bir milyar dolara mal olduğu söyleniyor. Kesintinin, ‘doğal gaz borcu’, ‘gaz basıncının düşürülmesi’ savunmalarına rağmen, bu bölgede her ülkenin bir şekilde planlarını şantaj veya yumuşak karına dokunarak yürütmeye çalıştığını düşünmek çok da komplo teorisi değil. Hemen birkaç gün sonra Teyyip Erdoğan’ın Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşmeden sonra Irak’tan doğalgaz alınabileceği yolundaki açıklaması, biraz da bu haberleri doğrular gibi. Isparta gibi bir şehrin bu kış mevsiminde 4 gün boyunca elektriksiz kalması ve sanayi sektörüne verilen gazın kesilmesi basit bir olay değil. Uluslararası ilişkilerin yönünün değişmesi, İsrail’in birden bire bölgenin efendisi gibi zuhur etmesi ve Ukrayna gerginliğine denk gelmesinin tesadüfü olmadığını da düşünmek yanlış olmaz.

Elbette Ukrayna krizi ve doğalgazın kesilmesinden çok Suriye savaşıyla birlikte kazanımlarını korumak için S400 dâhil Rusya ile çok sıcak ilişkiler içerisinde görünen Türkiye’nin eski retoriğine rücu etme çabasının, geçmişteki konumuna da ilişkilerine de etki edeceği açıktır. Eğer gerçekten sınırdaki bir “gaz sızıntısı” böyle bir soruna sebep olmamışsa, kesinlikle bu İsrail-Türkiye arasındaki ciddi yakınlaşmadan ve “her türlü işbirliğine hazırız” ifadelerinden kaynaklanıyor. Türkiye’nin İsrail ile yakınlaşmasının devamında bölgesel sorunların daha da büyüyeceğini düşünmüş olabilirler..

Bedenimizin her hücresi ayrı ayrı global emperyalist güçlere nefretle dolu olsa bile, şu anda dünyada yaşanan gerginliğin ve gelişmenin kumandasında olan bu güçleri bölgedeki bu parçalanmış, birbirini yemekle meşgul devletçiklerin durdurma gücüne sahip olmadığını da unutmamakta fayda var..

Yaklaşık yarım asırdır Ortadoğu ülkelerinin sadece birbirinin kuyusunu kazması ve bütün imkânlarını, insan gücünü bu yolda sarf etmesi neticesinde, içi boş kabadayılık taslamanın bir karşılığının olmamasını da inşa etmiştir.

Emperyalistlerin, insanları sömürmekten beslenen kirli varlıkları duman olup uçsa umurumuzda olmaz ama yaklaşık yarım asırdır bizi birbirimize düşüren, kanımızı emen, elimizdeki insan gücünü ve imkânları küçük bahanelerle kaybetmemizin planını uygulamaya sokan güç karşısında birbirimize düşmekten ve birbirimizi imha etmeye çalışmaktan başka bir eylem ortaya koymayanlar olarak da bu samimiyetimizin sorgulanması ve geçmişte içine düştüğümüz tarihi hatalarla da yüzleşmemiz gerektiğini bilmeliyiz.

Beşeriyet için tarihi bir miras olarak, dünya ve bölge halklarıyla barış içinde, insanlığın huzur ve güven içerisinde olması zemininde yaşayabilmenin yerine bunca nefret, kin ve öfkeyle çatışmayı, savaşı, gerginliği daha fazla büyütmeyi tercih ettik ve biz kaybettikçe onlar kazandı.

Eğer kriz ve gerginlik Şubat ayının ortalarına işaret ettikleri gibi savaş sürecine girerse, başlangıçta bir hata yapmışsanız, yanlış tarafı tercih etmişseniz muhatabınız o hatanıza uygun tepki gösterip planlarını o doğrultuda değiştirecektir.

Ukrayna gerginliği veya savaşa dönüşebilme riski bölgedeki birçok ülkeyi etkileyecek, kaçınılmaz olarak etkilenme veya projenin bir parçası olma dolayısıyla gelişmenin refleksine uygun bir tepki ortaya koymak doğru bir sonuç doğurmayabilir. Eğer mevcut şartlarda gizli bir bölüşme yapılmamışsa, gerginlik bu şekilde dalga dalga büyüme göstererek bir yerde risk alanlarına müdahaleye dönüşecektir.

Suriye tecrübesiyle bu global güçlere güvenenlerin yanlış tercih yaptığına, kaybettiklerine şahittir. İlginç olan gelişmelerde görünür olan sürece mantık yerine hamakatın çökmüş olduğudur, oysa uluslararası zeminde var olan parametrelerin, güçlerin yollarında gördükleri her engeli ve var olan ilişkileri tahrip edip bozma gibi bir karaktere sahip olduklarını görmenin gerekliliğini bunca tecrübeden sonra anlamak gerekirdi. Endişelendiğimizi ve hamakattın oluşturabileceği büyük riskleri, göz ardı etmemek gerektiğinin bilincinde olduğumuzu bilmekte fayda var.

Global stratejik dengeler içinde hiçbir şey ifade etmiyorsanız, racon kesmeniz gülünç olur. Bu mesirin içerisine sürüklenirken varlık ispatı yapmak ve varlığınızı korumak zorunda bırakıldığınızda ağır bedeller ödeyeceğinizi de unutmayın. Stratejik ortaklık veya yanlış hesapların ağır bedelini ne yazık ki toplum ödüyor. Eğer bütün bu gelişmeler karşısında aklıselim hakim olsaydı yapılması gereken, her şeyden önce hukukun, insanın, barışın esas alındığı devlet olabilme sürecinin tamamlanıp, bölgedeki toplumlara örnek olabilmek ve bu esas üzerinde ilişkiler kurup, maceraperestlikten vazgeçmek gibi basit yöntemleri devreye sokmaktır. Bunun yerine pragmatist hırsla iktidar ve sermayeyi tercih edenler global güçlerle gizli antlaşmaların ötesinde, pratikte özgür bir ülkenin yapmaması gereken birçok tarihi hata sayılan pratik sergilemekten de geri kalınmıyor. İşte bu özgün olmayan icraatlardır, insanı endişelendiren.

Genellikle büyük güçler, zayıf, güçsüz, küçük ve yeterli kudrete sahip olmayan ülkelerin ve milletlerin geleceğini, geleceğe dair iradelerini, tahayyüllerini kendi programladıkları tarafa çekerler. Öyle ki bu fizik kanununda da böyledir. Büyük, hareket halindeki bir cisim gelir ve çevresindeki küçük şeyleri biçimlendirip, kendisiyle birlikte götürür, öğütür. İnsanlık tarihinde belirgin olan bu kural/yasa bugünlerde bariz bir şekilde kendisini ortaya koymaktadır. Elbette dünya, bölge biçimlendiğinde sınırlı ve hatta aldatıcı fırsatlar doğar.

Dünyanın global güçleri satranç oyununda, oyunu istedikleri gibi o yana bu yana çekebiliyorlar ve piyonlar da onların iradeleriyle hareket ettiriliyor. Bu zeminde Ortadoğu gibi zayıf, bedbaht, kendi başına buyruk, güçsüz ülkeler, global güçlerin onların geleceğini tayin etmelerini beklemek gibi bir acizliğin içindedirler. Canları istedikleri gibi piyonlarını devreye sokup, savaş sanayilerine yeni pazarlar açmanın yanında o ülkelerin insan ve ekonomik güçlerinin çökmesini sağlayabiliyorlar. Ortadoğu, ülkeleri bunun farkına varamayacak şekilde algı ve uşak ruhlu yöneticilerin yönlendirmesiyle kuşatma altındadır.

Kuşatılmış kitleler olarak her zaman talimatla hareket eden, yöneticilerin zulümlerine maruz kalabiliyorlar. Ancak zalimler, kullanılma süreleri dolduğunda cezalarını da çekmektedirler. Başkalarına haksızlık yapanlar elbette böylesine kaos zamanlarda yaptıklarının karşılığını da görürler. Olayın bir de bu ilahi adalet yönü var…

https://www.facebook.com/rhvmimarlik/ https://instagram.com/h24haber?igshid=zq8vz8puuo1z
Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER